Dünya ekonomisinden 3 trilyon dolar buhar olup uçacak

IMF, 2020 yılında Covid 19 virüsünün dünya ekonomisine maliyetinin yaklaşık 3 trilyon dolar olmasını beklediklerini açıkladı.

Bundan sadece 3 ay önce, IMF’in içinde bulunduğumuz yıl için yaptığı küresel büyüme tahmini yüzde 3.3 artış olacağı yönündeydi.

Ocak 2020‘de IMF tarafından yapılan tahminlerde ABD ekonomisin yüzde 2, AB’nin yüzde 1.3, Çin’in yüzde 6 büyüyeceği öngörülmüştü.

Dünya Ticaretinde de 2020 yılında yüzde 2.9’luk artış bekleniyordu.

Ticaret savaşlarının gölgesinde geçen 2 yıl, 2018 ve 2019’dan sonra, IMF’ye göre (birçok uluslararası kurum da aynı fikirdeydi) 2020’nin son 3 yılın en iyi yılı olacağı kanaatindeydi.

Covid 19, 3 ayda bütün hesapları alt üst etti.

Nisan 15 itibariyle geldiğimiz nokta ise ocak ayında yapılan tahminlerin hepsinin çöp olduğu ve  küresel ekonominin 2020 yılında bırakın son 3 yılın en iyisi olmayı, 1929 buhranından sonra en kötü yılı olacağının açıklanması oldu.

Yine IMF’ye göre Büyük Buhran’dan sonra ilk kez hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler resesyona girecekler. Gelişmiş ülkeler yüzde 6.1, gelişmekte olan ülkeler ise yüzde 1 daralacaklar (Çin ve Hindistan’ın yüzde 1.2 ve yüzde 1.9 ile artıda kalması, gelişmekte olan ülkelerin ortalamasını yukarıda tutuyor). ABD ekonomisinin yüzde 5.9, AB’nin ise yüzde 7.5 daralması bekleniyor.

IMF’nin Covid 19 sebebiyle revize ettiği tahminlerdeki bir başka sıkıntı ise 2021 yılında beklenen toparlamanın şiddetinin bazı ön şartlara bağlı olması. IMF’nin küresel ekonomi için baz senaryosu bu sene yüzde 3 daralma, 2021’de de yüzde 5.8 büyüme. Ancak bu senaryo virüsün yaz itibariyle kontrol altına alınacağı, yılın ikinci yarısında karantinalar yavaştan kaldırılacağı ve sonbaharda virüsün yeniden etkisini artırmayacağı durumda geçerli. Eğer bu şartlardan biri ya da bir kaçı sağlanamaz ve virüs dünyayı daha uzun süre etkisi altında tutarsa, 2020 ve 2021 büyüme rakamlarında toplamda 8 puanlık sapma olabilir.

IMF’nin tahminleri bize ne diyor?

Covid 19’un gelişmiş ya da gelişmekte olan ülke ayrımı yapmadan, bütün dünyanın üzerinden silindir gibi geçtiğini söylüyor.

Sınırların, ticaret anlaşmalarının, emtia zengini olmanın ya da ticaret fazlası vermenin, COVİD 19 virüsün ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkisini sınırlamaya muktedir olmadığının altını çiziyor.

3 ay öncesine kadar “Son 50 yılın en düşük işsizlik rakamını” diye açıklanan kapitalizm ve liberal ekonominin kalesi ABD’de, 3 hafta içinde 16 milyon kişinin COVİD 19 sebebiyle işsiz kalabildiğini gösteriyor.

Gelişmekte olan ülkelere yatırım yapan fonlardan son 2-3 ay içinde -2008 krizinin benzer dönemi ile karşılaştırıldığında 3 kat daha fazla- 80 milyar dolar para çıktığını, bu sebeple 20 den fazla ülkenin IMF’nin 1 trilyon dolarlık yardım fonuna başvurmak durumunda kalabileceğini öngörüyor.

Virüsün kontrol altına alınması, insanların korkusuzca sokağa çıkıp sosyal ve ekonomik hayatın yeniden başladığını görmeden, kalıcı ve genele yayılına bir toparlamadan bahsetmenin mümkün olmadığını söylüyor.

IMF’nin 2020-2021 revize tahminleri Türkiye için ne diyor?

Hatırlanacağı üzere Türkiye için 2020 büyüme tahmini, yıl başında hükümet tarafından yüzde 5 olarak açıklanmıştı. Bu tahmin uluslararası kuruluşlar tarafından bir miktar iyimser bulunmuş ve bu kurumların 2020 Türkiye ekonomisi için ortalama büyüme tahmini yüzde 3- 3.5 bandında toparlanmıştı.

IMF, Covid 19 dolayısıyla revize ettiği tahminlerinde Türkiye için 2020 yüzde 5 daralma, 2021 için de yüzde 5 büyüme olarak hesaplanmış.

İşsizliğin yüzde 17’ye, enflasyonun ise yüzde 12’ye çıkması bekleniyor.

Bu tahminler doğru çıkar mı?

IMF, 2019 yılında Türkiye için yüzde yüzde 2.5 daralma beklerken (sene sonuna doğru revize etti), yıl sonu resmi oran yüzde 0.9 olarak açıklandı.

Bu noktadan bakıldığında IMF’nin, Türkiye ekonomisi ile yaptığı tahminlerde bir parça karamsar kaldığını ve resmi tam okuyamadığını söyleyebiliriz.

Ancak…

Bu durum, çok büyük bir mucize yaşanmazsa, yüzde 5 büyüme diye dola çıkılan 2020 Türkiye ekonomisinde iyi ihtimalle sıfır çekeceğimiz ya da küçük de olsa daralacağımız bir yıl olma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

2018’de yüzde 2.6, 2019’a yüzde 0.9 ve 2020’de de iyi ihtimalle yüzde 0-1 arasında büyüyecek olan Türkiye ekonomisi böylece son 3 yılda ortalama yıllık 1.5 büyümüş olacak. Bunun yanında sene sonunda ortaya çıkacak yüzde 16-17’lik işsizlik oranı da, ekonominin diğer sıkıntılı kısmını oluşturacak.

Bu gerçekleri mutlaka göz önünde bulundurarak, COVİD 19 krizinin son 100 yılın küresel ekonomideki tahribatı en yüksek kriz olduğunu aklımızda çıkartmadan ileriye doğru planlarımızı yapmamız gerekir.

Dış dünyaya “gölge etme başka ihsan istemem” şeklinde mesaj verip, kendi yağımızda kavrulma taktiği şu an alınacak en doğru hamle olarak gözükmüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir