Korona virüsünü Ocak ayı ortasında, Çin’in Vuhan eyaletinde, canlı hayvan pazarından insanlara geçmiş bir influenza virüsü olarak tanıdık. Virüse maruz kalan insanlar yüksek ateş, şiddetli öksürük gibi klasik soğuk algınlığına benzer semptomları gösteriyorlardı. Ancak şiddetli vakalarda organ yetmezliği ve ölümle sonuçlanıyordu.
Daha sonra Çin’in 50 milyon insanı etkileyen karantina haberini aldık. Yanında hızla artan korona virüsü teşhisi sayısıyla beraber. Virüs, büyük oranda Çin’de ve Vuhan bölgesinde etkisini hissettirmekle beraber, şubat başına geldiğimizde hastalıktan ölen insan sayısı bini buldu.
Bu arada virüsün ismi de değişti. Korona virüsü ailesinden gelen bu virüsün daha önce karşılaşılmamış bir tür olduğu ortaya çıktı ve adına “Covid-19” dendi. Covid-19 da diğer korona virüsleri gibi hayvanlardan insan geçiyor. Ancak daha sonra virüsün insandan insana da geçebildiği anlaşıldı.
Bu yazının yazıldığı Şubat’ın son haftası itibariyle ise Covid-19 virüsünün dünya genelinde 28 ülkeye sıçradığı, yüzde 99’u Çin’de olmak üzere toplam 80 bin kişinin hastalığa maruz kaldığı ve 2 bin 700 kişin de hayatını kaybettiği görülüyor.
Diğer yandan Çin dışında Covid-19 virüsün en fazla görüldüğü yer G.Kore. G. Kore’de 977 kişiye teşhis konmuş ve şu ana kadar 11 kişi hayatını bu hastalıktan kaybetmiş durumda. G.Kore’yi, 290 teşhis ve 7 ölümle İtalya, 95 teşhis ve 15 ölümle İran ve 160 teşhis ve 1 ölümle Japonya takip ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu bir salgın hastalık değil!
Herhangi bir virütik hastalığa dünya genelinde yaygın bir salgın hastalık/pandemik denilebilmesi için 3 şart aranıyor: Virüsün yeni olması, hızlı bulaşması ve insandan insan geçebilmesi. Aslında Covid-19 virüsü bütün bu özelliklere sahip.
Ancak Dünya Sağlık Örgütü Covid-19 için “pandemik” ifadesini kullanmadı. Örgüt, Covid-19 için “Salgın Hastalık” tanımı yapmadan önceki son evrede olduklarını ve gelişmeleri yakından izlediklerini ifade ediyor.
Covid-19 virüsü için henüz bir aşı keşfedilmiş değil. Ancak ABD ve Çin’den gelen açıklamalar bu keşfin yakın olduğu yönünde. Belki de Dünya Sağlık Örgütü bu müjdeyi bekliyor.
IMF’den çok daha karamsar olan kurumlar var.
IMF 2020 yılı büyüme beklentisini yüzde 3.3 olarak açıklamıştı. Korona virüsünün negatif etkisi sonucu, 2020 yılı büyüme beklentisinin 0.1-0.2 puan aşağıya gelebileceğini açıkladı.
Oxford Economics ise eğer Covid-19 virüsünün yayılma hızı 1. çeyrek sonunda yavaşlamazsa, küresel ekonomiye maliyetinin 1 trilyon doları bulabileceğini ifade ediyor.
Dünya Bankası ise daha önce yaşanan küresel salgınların ekonomiye etkileri üzerinden giderek yaptığı çalışmalara dayanarak, Covid-19 virüsünün pandemik/salgın hastalık boyutuna geldiği noktada, 2020 küresel büyüme rakamını 1 puan düşürebileceğinin altını çiziyor.
Önemli yatırım kurumlarından olan UBS ise, Covid-19 virüsünün dünya ekonomisindeki büyümeyi yüzde 0.5’e kadar aşağıya çekebileceği ihtimalinden bahsediyor.
Ülkeler bazında ise en büyük darbeyi Çin’in yemesi bekleniyor.
Bloomberg’in yaptığı hesaplamalara göre, korona virüsüne karşı alınan tedbirler sonucu, Çin ekonomisi şubat ayında normal zamanlarda çalıştığı kapasitenin yüzde 50’si oranında çalışabilmiş.
Toplam GSYH’ye yüzde 32 oranında katkı sağlayan sanayide çarkların büyük oranda durması, Çin’in 1. çeyrek büyüme rakamını olumsuz etkileyecek. Diğer yandan karantina etkisi ile tedarik zincirinin durduğu ve rafların boşaldığı perakende sektörü (GSYH’ye olan katkısı yüzde 10) ve korku ve endişe sebebiyle seyahatlerin iptal olmasından etkilenen hotel ve yeme içme sektörleri de (GSYH’ye katkısı 2 puan) 1. çeyrek Çin büyüme verisini aşağıya çekecek. Kurumların Çin için bekledikleri 1. çeyrek büyüme oranı yüzde 3’lere kadar gerilemiş durumda.
Diğer yandan Avrupa’nın 3. büyük ekonomisi olan İtalya’nın da korona virüsü etkisi ile 2020 yılında yeniden resesyona girmesi bekleniyor. Ülkenin GSYH’nın yüzde 22’sini oluşturan Lombardy bölgesinde görülen Covid-19 virüsünün yarattığı paniğin ve sonrası alınan önlemlerin, 2019’da ancak yüzde 0.2 büyüyebilen İtalya ekonomisinin, 2020 yılında küçülmesine sebep olacağı tahmin ediliyor.
Bir yandan Çin ile yoğun ticari ilişkileri bulunan ve korona virüsünün yarattığı olumsuzluklar sonrasında bu ticareti durdurmak zorunda kalan, diğer yandan virüsün kendi ülkelerine sıçraması sonrası iç piyasada panik yaşayan 2 ülke; Japonya ve G. Kore de, Covid-19 virüsünün ekonomik anlamda etkilerini ağır hissedecek ülkeler arasında yer alıyor.
Virüsün dünya ekonomisine etkisi ağır olacak.
Herkes gibi ben de bir an önce Covid-19 virüsüne karşı aşının bulunmasını ve daha fazla insan hayatını kaybetmeden, hastalığın kontrol altına alınmasını ümit ediyorum.
Ancak işin küresel ekonomi ve ticaret tarafında ortaya çıkan tablo, 2020’nin şimdiden beklentilerin çok altında kalacak bir yıl olacağını söylüyor.
Cuneyt Basaran